kayıt

covid 19'un değiştirdikleri

  1. 1
    Psikolojimdir. Evet, psikolojimi büyük ölçüde değiştirdi. Ve bu konuda yalnız olduğumu sanmıyorum. Resmen dışarıya çıkmak bir eziyet. Hele paralara dokunmak. Kapı kollarına dokunmak zorunda kalmak. Dışarıdan eve gelince de iş bitmiyor. Aksine büyük bir temizlik başlıyor. Öncelikle çantamı uygun bir yere koyuyorum. Ardından ellerimi güzelce yıkıyorum. Sonra maskemi çıkarıp yıkanmak üzere lavabonun yanına koyuyorum. Sonra dış kıyafetimin dış mekandaki tehlikeli yerlere değen kısımlarını -kapı kollarını açarken, sabunluklar ve halka açık yerlerdeki dezenfektanları dirseğimle kullandığımdan dirseğe hatta tüm kolu kapsayan kısımlarını- ütülüyorum. Ama bu durum beni korkutuyor çünkü kıyafeti eskitebilir. Ya tersten ütülüyorum ya da en fazla kullandığım yöntem olan deformeyi en aza indiren buharla dezenfeksiyon işlemini uyguluyorum. sonra lavabonun kenarında bıraktığım maskemi tam yıkayacakken yıkamanın maskeyi tüylendirdiğini hatırlayıp -kaşındırdığından fazlasıyla rahatsızlık veriyor- onu da ütülüyorum. Sonra başörtümü de ütülüyorum. Bu ütü meselesi virüsün 56C derecede ölmesinden mütevellittir. * *
    Bu sırada kaynamak üzere ocağa bir miktar su koyuyorum. Bu sırada çantama dikkatlice yaklaşıp içindekileri yere diziyorum. Normalde dışarı çıkarken yanıma almayı eksik etmediğim, almazsam kendimi güvende bile hissetmediğim kalemliğim ve not defterimi koymadığım az eşyalı çantamdan telefonumu, cüzdanımı, su şişemi ve kitabımı çıkarıyorum. Kolonya veya dezenfektan hangisi en yakınımdaysa onu kullanarak önce telefonumdan başlayarak sırayla temizliyorum. Çantamı da ütülemiyorum çünkü şu an bezmiş halde olduğumdan ona ''yallah balkona'' diyorum. ''orada yellen, rüzgarda salın.''
    Sonra ellerimi yine güzelce yıkayıp ocakta kaynamaya yeni başlayan suyu hatırlayıp onu aldığım gibi son bir hamleyle lavaboya gidip eve gelince ilk temas ettiğim musluk ve sabunluğun üzerine yavaş yavaş bu suyu döküyorum. Oh be bitti sonunda.

    Bu ne böyle diyeceğim. oh be dedim ama bu zulüm. Artık maske takmaktan, en çokta ellerimi yıkamaktan bıktım, bıktım. Ev halkı da benden bıktı. Bende corona virüsten bıktım. 21. yy'da yaşamaktan da yoruldum.

    Şimdi akıllara pazardan, marketten nasıl alışveriş yaptığım ve onları hangi tekniklerle ''ütülediğim'' gelebilir. * Yok onları ütülemiyorum. Marketten aldığım sebze meyve olmayan ürünleri 1-2 saat balkonda bir yerde bekletince sorun olmuyor canlı olmadıklarından. Ama sebze meyveleri kullanacağım zaman poşetten alıp bir kapta hazırladığım suyun içine karbonat ve sirke koyup biraz bekletip sonra duruluyorum. İşte bu kadar.

    eskiden ne rahatmışız sözlük! Ne maske var ne kolonya kokusu ne de yapış yapış dezenfektanlar. Her gün vaka sayısını öğrenmek, vefat haberleri almak gibi bir durumumuz yoktu. Kimin aklına gelirdi ki bu yaşayacaklarımız. Yine de sağlıklı olduğumuz günlerin kıymetini bilip şükretmemiz gerek.
    Birde aşı meselesi var. Dünyada ilk bulan ülkelerden olamazsak yandık. Kime güvenirsin. Herkes bir şey söylüyor. Birde çip meselesi var...
     
  2. 2
    İnsanlık hakkındaki fikirlerim... Ademden bu deme İnsandaki primitif yönelimler noktasında pek bir şey değişmemiş. Ölüm korkusu yaşama korkusundan baskın görünse de öyle değilmiş.
     
  3. 3
    Akıl sağlığımdır. Öte yandan bazı davranış değişiklikleri de yok sayılamaz. Bunların içerisinde akıl hastası misali üç buçuk saniyede bir el yıkama, dışardan eve gelince derimi sökercesine keselenme gibi durumlar mevcuttur. Acilen değişmesi dileğiyle abv.